Skip to content

Hareket Alani | Gündem ve Bilgi

Hareket Alani: gündemden haberler ve merak edilen konular

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Haber
  • Tanıtım
  • İletişim
  • Reklam
  • Home
  • Sağlık
  • Ümit Yenişehirli yazdı: Şeytanın karanlık yolculuğu

Ümit Yenişehirli yazdı: Şeytanın karanlık yolculuğu

Necla Tanyeri 8 Eylül 2026

Müzik ve gösteri dünyasındaki kimi performanslarda sapkın inançların etkisinde oluşturulan sembol, konsept ve görsellerin kullanılması giderek yaygınlaşırken, bunlardan birisi de ülkemiz sınırlarından döndü.

İstanbul Valiliği, Anyma isimli grubun 12 Eylül’de Ataköy’de vermeyi planladığı konseri iptal kararı aldı. Grubun konserlerinde sahneye koyduğu erotik ögelerle yüklü satanist ritüel, sembol ve görseller, iptal kararının gerekçesini oluşturdu.

ALLAH’IN MUTLAK GÜÇ SAHİBİ OLDUĞU İNANCINDAN SAPMA

Tarih boyunca, Tevhit inancından her uzaklaşmada, bütün ‘kötü’ olaylara yüklenen cahilane yorumlar, beraberinde şeytana bir güç vehmedilmesine de yol açmıştı. Dolayısıyla da Allah’ın mutlak güç oluşu, kainatın düzeni, insanların kaderi gibi gerçeklikler karşısında; karanlık, kötü güçler bileşkesinde ‘şeytanın bir tanrı gibi’ algılanması sanrısı oluşmuştu.

Dinler Tarihi’nin kaynaklarında yer alan bilgilere göre, antik inançlara hakim olan paganik boyut, bir tanrılar silsilesini de ortaya çıkarmıştı. Bunlar içinde de iyi işlere bakanlar, kötü işlere bakanlar gibi ayrımlara gidiliyordu. Bazen de aynı tanrı hem iyilik hem de kötülük getirebiliyordu.

Bu doğrultuda, Sümer ve Babil mitolojisinde rüzgar, kuraklık ve kıtlık iblisi olarak bilinen Pazuzu, ressam ve heykeltıraşlarca korkunç bir görünüme sokulsa da aynı “şey”in muskası/biblosu, diğer kötülüklerden korunmak amacıyla evlere asılıyordu. Mantık şuydu:

‘Madem bu çok kötü, o zaman diğer daha az kötüleri korkutup kaçırır.’

Mısır’da da benzer bir sapma vardı. Uydurulmuş anlayışlarla isim takılan ‘tanrılardan biri’ olan Set, savaş, kaos, deprem ve çöl gibi olumsuz işlere baksa da zaman zaman güneş tanrısı Ra’yı koruyan bir figür olmaktaydı. Zerdüştlük’te ise iki tanrı net çizgilerle ayrılmıştı. Kötülük, karanlık ve yalanın tanrısı olan Ahriman, ışık tanrısı Ahura Mazda ile sürekli bir savaş halindeydi.

‘ŞEYTAN İYİDİR’ DİYEN İNANÇLAR

‘Kurtuluş’un ancak gizli bilgilerle elde edilebileceğine inan gnostik dinlerde ise ‘şeytansılar’ kâh bilgelik kaynağı kâh da mağdur olarak betimlenirdi. Birçoğu antik Yahudiliğin içinden çıkan bu akımlara göre, Tevrat’taki yılan, insanlığa bilgiyi getiren bir bilgeydi.

Bu inanca göre, dünyayı yaratan tanrı ise insanı buraya hapseden bir zalimdi. Yezidilik’teki ‘Melek Tavus’ da tanrının emrine uyup insana secde etmeyen tek varlık olduğu için ‘sınavı geçmiş’ ve evrenin yöneticisi olmuştu.

ORTA ÇAĞ AVRUPASI’NIN ŞEYTANLA İMTİHANI

Eski putperest inançlarda var olan ‘asli günah’ anlayışının Hıristiyanlığa da sızması, Orta Çağ’da Avrupa’yı, esaslı bir ‘kötülük problemi’ ile karşı karşıya bırakmıştı. İnsan doğuştan kötüydü, vaftizle bu temizlense bile şeytanın askeri olmuş birçok insan ve onların kontrolündeki hayvan, bu şeytaniliği ileriki yıllarda da koruyordu. Kilise Babalarının engizisyon zulmünün ortaya çıkışında bu vehmin büyük bir payı vardı.

‘ŞEYTANIN TEZAHÜRÜ KARA KEDİLER’İ KATLEDİNCE VEBADAN KIRILDILAR

Papa IX. Gregory, 1233 yılında ‘siyah kedilerin içinde şeytanın olduğuna’ hükmetmişti. Bunun üzerine Avrupa genelinde, tarihte benzeri görülmemiş bir kedi katliamı yaşanmıştı. Kıta genelinde toplanan kara kediler, törenler eşliğinde yakılarak öldürülüyordu. Ortalama bir Avrupalı, ne kadar çok ‘şeytan işi kara kedi’ toplarsa o kadar ‘iyi Hıristiyan’ oluyordu. Ne var ki bu ahmakça kıyım, fare nüfusunun kontrolden çıkmasına yol açacak ve Avrupa nüfusunun üçte birini (tahminen 25 milyon) yok eden Veba Salgını’nın ilk varyantına zemin hazırlayacaktı.

HOROZLARI, DOMUZLARI YARGILAYAN MAHKEMELER

Şeytanın muhtelif hayvanların içine girdiği düşüncesi giderek yaygınlaşırken, sürüye horoz ve domuzlar hatta böcekler de dahil edilmişti. Bu paganik sanrı öylesine ayardan çıkmıştı ki söz konusu hayvanlar mahkemelerde resmen yargılanıyordu.

Yumurtladığı zannedilen bir horoz, ‘tabiata aykırı davranıp şeytanla işbirliği yaptığı’ gerekçesiyle yakılarak idama mahkum edilmişti. Avrupa hukuk tarihinde böylesi birçok karar yer almıştı.

CADI AVIYLA BİNLERCE MASUM KADIN KATLEDİLDİ

Alman Engizisyon üyesi keşiş Heinrich Kramer’in 1486 yılında kaleme aldığı Malleus Maleficarum (Cadı/Şeytan Çekici) isimli kitap ise cadılık, büyücülük ve içine şeytan kaçmış muhtelif insanlarla mücadelede izlenecek yolları anlatan bir çalışmaydı.

Kitabın bir bölümünde; doğum lekeleri ve benlerden şeytana dair izler bulmanın mümkün olduğu anlatılıyordu.

Buna göre, ‘şeytan öpücüğü’ ile bu bölgelere uzun iğneler batırılır, eğer zavallı kadın ya da genç kız acı hissetmez veya bir şekilde kanama olmazsa o kişinin cadı ya da şeytan işbirlikçisi olduğuna karar verilerek diri diri yakılırdı.

İFRAT TEFRİDİ GETİRDİ

Batı’daki şeytanla ilişkili bu baskıcı, zalimane ve elbette hastalıklı tutum; asırlar geçip, özgürlükçü düşüncelerin yayılmaya başladığı 17’nci yüzyıla gelindiğinde, bu defa başkaldırı ve fantezinin konusuna dönüşmüştü. Fransa’da XIV. Louis döneminde, soylular arasında güç, aşk ve iktidar için ‘kara ayin’ düzenleyen şebekeler ortaya çıkmıştı. Bu gizli sefahat gösterilerinde, Katolik ayinleri tamamen tersine çevriliyor, ritüellerle alay ediliyor, ‘ters haç komünyonu’ eşliğinde çıplak kadınlarla sefih gösteriler sergileniyordu.

İngiltere’de, 18. yüzyılda aristokratların kurduğu Hellfire Club (Cehennem Ateşi Kulübü) gibi gizli kulüplerde ise Hıristiyan ahlakıyla alay etmek, alkol ve seks alemleri düzenlemek için satanik ve pagan sembolizmli buluşmalar gerçekleştiriliyordu. Şair John Milton’un ‘tanrıya baş kaldıran şeytan’ı anlattığı Kayıp Cennet isimli epik şiirinden etkilenen Percy Shelley, Charles Baudelaire gibi şairler de şeytanı, tiranlık ve dini baskıya karşı duran, ‘özgürlük sembolü’ ilk isyankar olarak tasvir eden bir romantizme sapmışlardı.

MODERN ZAMANLARIN ŞEYTANI

Ürettiği düşünce, sanat tarzı ve sair akımlar ile dünya halklarını da etkisi altına alan Batı alemi, 1900’lerden itibaren ‘şeytan konusu’nda da global bir tesire yol açmıştı. Bu çerçevede; tiyatro ve erken sinemada şeytan merak ve korku imgesi olmuştu. 1930’larda Blues müzisyeni Robert Johnson’un ‘bir kavşakta ruhunu şeytana satması’ efsanesi ise yükselen radyo yayıncılığıyla birlikte çok satan plaklara yol açmıştı. Şeytan artık, günahın ve kötü alışkanlıkların müziklerini üretenlerle kol kolaydı. 1960’larda peş peşe ‘şeytan kiliseleri’ kurulacak, şeytani fenomenler ateist ve hedonist bir şov materyaline dönüştürülecekti. Bir on yıl sonra ise The Exorcist, ardından Rosemary’nin Bebeği gibi yapımlarla sinema ve televizyonda şeytan en korkutucu halleriyle görünür kılınacaktı.

Led Zeppelin gibi grupların kasetlerindeki gizli şeytani mesajlar, çizgi filmler ‘yedirilen’ satanik semboller, toplumlarda giderek histerik etkilere neden oluyordu. Aynı dönemde, ABD’li rock müzisyeni Marilyn Manson’ın İncil’i yırtarak, ‘şeytana selam yollaması’, bazı İskandinav black metal gruplarının kilise yakma eylemleri de alandaki şiddet boyutunu görünür kılmaktaydı. Bu karanlık dehliz, 2000’lerden itibaren ise dijital çağ ve sosyal medyanın da çoğaltıcı etkisiyle şarkıcıların klip ve sahne performanslarında kullandıkları satanik figürler, semboller, ritüellerle çok daha karmaşık, kaotik ve tekinsiz bir alana evrildi. ‘Piyasayı’ domine edenlerin, milyonlarca insandan edindiği maddi gelir ise kazananın kimin ortağı olduğunu ortaya koyuyor.

TEVHİT İNANCINDAN SAPINCA…

Hz. Adem’den başlayarak, insanlık tarihi boyunca peygamberler vasıtasıyla silsile halinde devam eden Tevhit Dini’nin İslamiyet’le kemale erdiği çizgide ise şeytanın mahiyeti elbette ki ayrı bir güç değildi. İslam; hemen hemen bütün cahiliye inançlarında yer alan, ‘iyi/kötü (good-evil) savaşındaki kötülük tanrısı şeytan’ anlayışını tarihin çöplüğüne atıyordu. Şeytan yalnızca, Allah’ın izni ve takdirindeki sınama aracı bir mahluktu. Müslümanın tek sığınağı Allah’tı; şeytanın saldırılarına karşı en büyük zırhı ise ‘Euzu Besmele’ydi. Tevhit inancı insana, ‘kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınması’ gerektiğini vazediyordu. Bu ihlas ve şuur hali ile kuşanan bir mümin üzerinde ise şeytanın hiçbir yaptırım gücü yoktu.

HURAFE VE SAFSATA YIĞINI

İnsanlık ailesinin yürüyüşündeki bu tarihsel gerçeğe rağmen, zaman içinde uzaklaşılan Tevhit inancının karşısında sadece ve sadece insan zihninin vehimleriyle oluşturulmuş, hayal ürünü put ve sair heykellerle de cisimlendirilmiş görüntüler, şeytan etrafında bir hurafe ve safsata örgüsü inşa etmişti.

Bunların hurafe ve safsata olması ise kitleleri etkilemediği anlamına gelmiyor elbette. Tarihteki, neredeyse binlerce farklı inançta kader, kötülük, şeytan vb. inanç ve düşünce konularındaki sapmalar günümüze kadar ulaşırken; antik hezeyanlar yeni nesil görünüm, sunu teknikleriyle bugün de insanları etkilemekte. Aslında insanda fıtraten var olan mutlak güç sahibi Allah inancı, tevhidi gerçeklik, 2000’li yıllarda bile bulanıklaştırılıyor, kirletiliyor, böylece milyarlarca insanın, varoluş ve kainat düzenine dair kuruntulara yönelmesine vesile olunuyor.

The post Ümit Yenişehirli yazdı: Şeytanın karanlık yolculuğu first appeared on .

Post navigation

Previous Deniz Göktaş’ın 7 yıl önce bakanlık desteğiyle çektiği kısa film mahkemeye kanıt olarak sunulacak
Next Tansiyon ve stresle savaşan hareket! Kalbinize iyi gelecek mucizevi yöntem

Related Stories

Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

15 Ekim 2026
Türkiye Genelinde Öğretmen ve Ders Alternatifleri

Türkiye Genelinde Öğretmen ve Ders Alternatifleri

14 Ekim 2026
Düşük tansiyon konusunda uzmanlara göre önemli noktalar

Düşük tansiyon konusunda uzmanlara göre önemli noktalar

28 Eylül 2026

Kategoriler

  • Eğitim (403)
  • Ekonomi (114)
  • Haber (262)
  • Sağlık (45)
  • Tanıtım (8)
  • Teknoloji (23)

Son Yazılar

  • Emekli Tümamiral Bağcıoğlu, Karadeniz’de askeri tedbirler yerine diplomasi istedi
  • Erken Teşhis Neden Önemlidir?
  • İnegöl Bilalköy’de 2 milyon TL’lik altın hırsızlığı iddiasıyla şüpheli tutuklandı
  • Plastik şişelerin içini kumla doldurup ev inşa etmeye başladılar
  • ‘Gümrük Birliği’nde 4 başlıkta ilerleme
  • Arnavutluk’ta öğrenci protestoları: Eğitim Bakanlığı binasını ateşe verdiler
  • iPhone 18 Üretimi Kasım Sonunda Başlıyor
  • Donald Trump: Grönland’da petrol ve maden arama faaliyetleri başlamak üzere
  • Aydın Karacasu’da ev yangınında yaralanan anne ve oğlu hastanede kurtarılamadı
  • İçerik Dağıtım Sistemi Test Yayını – 23 Ekim 2026
  • Avatar evreninde dev genişleme: İki yeni sezon ve yepyeni bir dizi geliyor
  • Dünyanın en şanslı çifti! 8 yıl arayla ikinci kez piyangoyu kazandılar
  • İstanbul’da yağış alarmı: AKOM gün gün açıkladı
  • ZMO Konya Şube Başkanı Kırkgöz, sertifikalı tohumun verimi yüzde 10-15 artırdığını söyledi
  • Hukukçu Dayanışması Topluluğu, ‘yargıda torpili’ itiraf eden Gökhan Ağdemir hakkında TBB ve bakanlığa dilekçe sundu
  • Mehmet Şef, fırında balığın kokmadan nasıl pişirileceğinin tarifini verdi
  • Bakan Fidan R4+E3 formatındaki Dışişleri Bakanları Toplantılarına ev sahipliği yapacak
  • Madagaskar’daki çocuk işçiliği iddiaları altın ticaretiyle Türkiye’ye uzandı
  • İstanbul’da boşanma aşamasında olan eşine tavuk satan kasabı öldürdü
  • Borsadaki dev vurgunda yeni gelişme: 9 kişi parasını iade etti
  • Karabük Postası, 71. yayın yılına girmesini protokolle kutladı
  • İstanbul’daki selde kaybolan Turgut Dursun’un cenazesi ailesine teslim edildi
  • Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bekir Bayrakdar kimdir?
  • Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri
  • HATSU, Samandağ’da 75 bin 792 metrelik kanalizasyon şebekesini tamamladı

You may have missed

Emekli Tümamiral Bağcıoğlu, Karadeniz’de askeri tedbirler yerine diplomasi istedi

Emekli Tümamiral Bağcıoğlu, Karadeniz’de askeri tedbirler yerine diplomasi istedi

24 Ekim 2026
Erken Teşhis Neden Önemlidir?

Erken Teşhis Neden Önemlidir?

24 Ekim 2026
İnegöl Bilalköy’de 2 milyon TL’lik altın hırsızlığı iddiasıyla şüpheli tutuklandı

İnegöl Bilalköy’de 2 milyon TL’lik altın hırsızlığı iddiasıyla şüpheli tutuklandı

24 Ekim 2026
Plastik şişelerin içini kumla doldurup ev inşa etmeye başladılar

Plastik şişelerin içini kumla doldurup ev inşa etmeye başladılar

24 Ekim 2026
| DarkNews by AF themes.
esenyurt escort
beylikdüzü escort
avcılar escort
istanbul escort
bahçeşehir escort
beylikdüzü escort
extrabet
sekabet
extrabet
sekabet
extrabet